
Farkında olmadığımız tehlike: USB kablolar ölümcül olabilir. İşte USB ile yaşanan acı bir olay...
Eğer siz de evinizde bilgisayar ve USB bağlantı özelliğine sahip çeşitli cihazlar kullanıyorsanız dikkatli olmanızda büyük fayda var.
Geçtiğimiz günlerde ABD' Denver'da yaşanan bir olay boşta duran USB kabloların sanıldığından çok daha tehlikeli olabileceğini gösterdi.
Trinity adlı 18 aylık bir bebek evde annesi bilgisayarda çalışırken yerde emekliyor ve oyun oynuyordu. Annesi Rhianna Anderson bir an için bebeğin görüş alanından kaybolduğunu fark etti ve onu görmek için döndüğünde minik Trinity'nin yerde hareketsiz yatan bedenini gördü.
Trinity acilen hastaneye kaldırıldı. Sebebi ise yerde duran bir ucu diz üstü bilgisayar bağlı USB kabloyu ağzına soktuktan sonra oluşan yaralardı.
Doktorlar Trinity'nin kalp atışlarını tekrar düzene sokmak için şok uygulamak zorunda kaldılar. Üst dudağının bir parçasının kopmuş olduğunu ve dilinin ağzını kaplayacak kadar şişmiş olduğunu gördüler. Neyse ki Trinity bu kazanın yaraları taşıyor olmasına rağmen sağlıklı. Ama bu durum evlerde sayıları her geçen gün artan USB cihazların başı boş bırakıldığında ne kadar tehlikeli olabildiklerini ortaya koyuyor.
Uzmanlar USB kabloların normal şartlarda bu tip yaralanmalara neden olmayacağını ama muhtemelen olay anında prize takılı olan diz üstü bilgisayarın şarj cihazındaki bir elektrik arızasının USB'nin aşırı yüklenmesine yol açmış olabileceğini söylediler. (CHIP)
USB kablolar ölümcül olabilir
USB kablolar ölümcül olabilir
Kınanın azı karar çoğu kanser...

Elleri ve ayakları süslemekte, saçları boyamakta kullanılan ve düğünlerin vazgeçilmez geleneği olan kına, yüksek dozda ve uzun süre geniş yüzeylerde kullanıldığında karaciğer ve rahim kanserine neden oluyor.
Antibakteriyel özelliği olan, mantar hastalığı ve bakterilere karşı etkili olan kına, kısa süreli ve düşük dozda kullanıldığında herhangi bir sakınca yaratmıyor. Ancak yüksek dozda ve uzun süre geniş yüzeylerde kullanıldığında ciddi riskler yaratabiliyor. Estetik amaçla kullanılan dövmeler de benzer bir risk taşıyor. Dövme yapımında kullanılan kadmiyum ve kadmiyum sülfit gibi metal elementler de kansere neden olabiliyor.
Erciyes Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Aktaş, konuyla ilgili olarak şöyle konuştu:
"Kına özellikle saç kıllarının dibinden çok çabuk emilerek kana geçer. Saç köklerinin emme gücü çok yüksektir. Dışarıdan temas eden maddeleri adeta sünger gibi emerler. Deriye damlatılan bir madde saatlerce emilmeden durur ama saça damlatılan madde kıl kökünden çok çabuk emilir. Sedef hastalarında uzun süre saçlı deride kullanılan kortizonlu sular ve losyonlar da çok çabuk emildiği için hastayı şişirir."
DÖVMEDE KULLANILAN METAL ELEMENTLERE DİKKAT
Aktaş, kuaförlerin kullandığı saç boyalarına da kınanın bazı türlerinin karıştırıldığını, bu boyaların bazılarının kanserojen bir madde olan kadmiyum sülfit içerdiğini söyledi. Dövme yapımında kullanılan kadmiyum ve kadmiyum sülfit gibi metal elementlerin de kansere neden olabileceğine dikkati çeken Aktaş, şunları kaydetti:
"Türkiye'de kullanılan dövme boyaları genellikle demir ve kurşun tozu, kül ve kibrit fosforundan yapılıyor. Bu maddelerin kanserojen etkisi düşüktür. Ancak Avrupa'da kadmiyum ve kadmiyum sülfit denilen metal elementler kullanıyorlar. Kırmızı ve yeşil renk veren bu elementler kadmiyum pil yapımında da kullanılıyor. Bu elementler güneş gördüğü zaman hücreleri dejenere ederek kanserleştiriyor."Aktaş, dövme yapımında kullanılan iğnelerin de vücudu tahriş edip enfeksiyona neden olduğunu belirterek, "Kirli iğne uçları stafilokok ve streptekok gibi bakterileri vücuda taşıyabilir. Bu bakteriler bazen kana geçerek böbreği ve karaciğeri harap eder" dedi.
BİM'de Eski Sevgiliyle Karşılaşmak...
DAYAMISLAR MATEMATUGU AYUPTURR!!!
Bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bim. Annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak.Ama olgun bir erkekte eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar, ben bunu anladım.
Bim her zamanki gibi sakindi.klima çalışıyor ama soğutmuyordu. Nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı,çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum."abi bu klima üflemiyor galiba" dedim.ama cevap vermedi,işine döndü.tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık.sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" ,"seni seviyorum" diyen bir ses. yavaşça arkamı döndüm. Evet, eski sevgilimdi bu. bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın.şim di nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. Evet bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.
Ben şaşkın
Alkışlar Kim İçin Geliyor...
lıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. Tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde saklanamadım.peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız?işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım.gözlerine baktım. bana baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma bakıyordu. anne terliği giymiş,parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi giyinmiş ama bir bak bakayım ona.bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.böyle düşündüm ama sonra has..tr dedim. adam kapmış kızı,ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni.
"nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı"dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl olduğundan zerre umrunda değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu."niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım.ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse s..ktir et"der gibi baktım. s..tir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden. gözyaşlarımı saklayarak elimden düşürdüklerimi aldım ve kasaya gittim.bir de peçete aldım, gözyaşlarımı silmek için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana,bana bakmasın artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım,para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü.tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. bir romantizm de yaşayamadık be.
Eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum,yoldaşım,üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var,kıçın gözüküyor,baya da büyük"
O günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
İşe Başlarken Besmele Çeker
Delikanlıdır Tesbih Çeker
Sportmendir Barfiks Çeker
Tek Eliyle Şınav Çeker
Kendi Dişini Kendi Çeker
Taraftardır;Üçlü Çeker
Kaçan Golde Yuh Çeker
Akşamcıdır Kafayı Çeker
Ağzında Sigara Halay Çeker
Dikiz Aynasından Hareket Çeker
Muazzam Kopya Çeker
Kaynanadan Çok Çeker
Genelde Babaya Çeker
Evladına Nutuk Çeker
İskenderin Üstüne Künefe Çeker
Komedi Filminin Kralını Çeker
Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker
Kafası Bozulunca Resti Çeker
Yükte Ağır Parada Hafif Çeker
Parayı Bulan Arabayı Çeker
Mahallede Pati Çeker
Gurbette Hasret Çeker
Sevdiğini Sorguya Çeker
Aldatılınca Tetiği Çeker
Memlekete Turist Çeker
Kaşı Gözü İlgi Çeker
Her Ortamda Dikkat Çeker
İtalyan Erkeklerine Beş Çeker
İngilizlere Yirmibeş Çeker
Balıketi Görünce İç Çeker
Canı Neler Neler Çeker
Trabzonlu Temel Aga'nin sevgili torunu Eda'ya verilen odev ile basi derttedir...
Eskisehir'e goc eden arkadasi Idris'e basina gelenleri yazar:
'Idruscugum, Hani benim kucuk torun var ya. Gecen aksam, geturdi odevini onume koydi. Bi yandan da aglay. Zaten dertlerini hep baga acar.Dedi ki; -'Habunlari anliyamadum. O yuzden da yapamadum. Yarin ogretmen beni dovecek.' Dedum ki; 'Aglama usagum, bunun icun ogretmen adam dovmez. Simdi oni cozeruk.'
Ne mumkun Idrus kardasum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan ucte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis.Tiren da bi yerde durmis, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymis. Tiren 5 saat sonra gidecegi yere varmis. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmis.
Ograstum yapamadum. Usak aglay. Derken bubasi geldi.O da cozemedi. Diyrum oga ki, ' damat, senun tanidugun tahsilli bi otobos sofori var ise oga soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben usagi soforler cemiyetine gotureyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur.
'Ha, biz bi yandan da usaga tireni tarif ediyruk. Tiren gormemis ki... Ne anasi gormis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece cok kizdum. Diyeceksun ki niye? Usak daha incir agacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy;efendum, yumurtanun fabrikada yapilduguni sanay. Biz gelduk araba yaristiriyruk.
Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, gec varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eger varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani..
Bu kadarluk mesele icun sabiyi subyani niye telef edersun? Usakcuklarda sarki yok, turki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur... '
112 :
Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla kosturup " 112'nin numarasi neydiiiii ? " diye bagiran hanimefendiye ,
Utu:
Annesine kizip, buharli utunun icine isemeyi akil eden! Annesini buram buram cis kokulariyla is yerine yollayan! Annesi; ancak arkadaslari "acayip kokuyorsun" dediginde isi cozen anneye ve cocuguna,
Elektrikler :
Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de cani sikilmasin diye televizyon seyreden kisiye,
Haberler:
Ailecek televizyon izlerken ust komsu kucuk oglunu gondermis. Cocuk, anneme "X teyze, annem dedi ki, bari haberleri acsinlar da, biz de dinleyelim". Biz de kirmadik, actik. Ailecek cok iyi niyetli oldugumuzdan, televizyonlari bozuk sandik. Yuksek sesten dolayi bize laf soktuklarini anlamamiz cocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye,
AIDS:
Lisedeki Din Kulturu ve Ahlak Bilgisi ogretmenimiz AIDS'in acilimini yapiyor: (A)llaha (I)syan eden (D)eyyuslarin (S)onu? diyen hocaya,birer alkis istiyorum)
Aci Kaybimiz:
3 ay once ailemize katilan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbagamiz dun vefat etmis. Aile arasinda sade bir torenle evin arka bahcesine gomduk. Hayvancagiz durduk yerde can verdigi icin gidip, Necmi'yi aldigimiz dukkanin sahibine sebebinin ne olabilecegini sordugumuzda " Abi onlar kis uykusuna yatar " cevabini almis bulunmaktayiz. Hepimizin basi sagolsun. Bu vicdan azabiyla ben de cok yasamam herhalde.
Annemin Maceralari:
Shrek'in fragmanlarini gosteren bir televizyon kanalinda, el ele tutusmus Shrek ve Fiona'yi goren annem, " Bunlar Suleyman ve Nazmiye Demirel cifti mi ?" diye sordu! Secememis gozleri o mesafeden.
Alfabe:
Ben de bu yil okula baslayan torunum icin kuvvetli bir moral alkisi istiyorum. Daha ikinci gun: " orrrtmenim, taa evden buraya tel cizmeye mi geldik, hep yumarlak mi yapcaz, harf felan oretmicen mi ?" deme cesaretini gosterdigi icin,
Annem:
"Bu taraf bitti" diye CD'yi arkasina ceviren ve sonra da "CD calar calismiyor!" diye feryat eden anneme alkis az geliyor!
Modem:
Yemek masamin ustunde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasin diye "Hani benim bilgisayarim var ya, onunla internete giriyorum. Iste internete girmek icin o kutu zorunlu" diye uzun uzun acikladim. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi?
Beyin Gocu:
Tikky oldugu her halinden belli olan kizimiz Besiktas-Taksim midibusunde yanindaki arkadasina dert yanmaktadir. " Sekerim dorduncu kez girdim OSS'ye, ama yine kazanamadim, gidicem sonunda Amerika'ya o olucak. Boyle boyle beyin gocu oluyor isteeaa
!.. " Sen git, masraflari ben karsiliyorum.
Alman Yazar:
Bir alkis da lisede edebiyat dersinde okudugu siir bitince sinifa donup " Bu siiri unlu Alman yazar Goethe yazmistir " diyen hocaya,
"Niye, kagit bulamamis mi ?" cevabini veren arkadasa gonderelim.
Duz Mantik:
Eger bir sokakta yuruyorsaniz ve caminda " Bu ev kiraliktir " yazili bir evin yanindan gecip birkac adim sonra onune geldiginiz bir baska evin caminda "Bu da" yazisini gorurseniz, bilin ki Trabzon'dasiniz.
Ingilizce Yazilisi:
Bir alkis da Ingilizce sinavinda "Nice ??.." seklindeki boslugu "Nice mutlu yillara !.. " biciminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mi oldugunu henuz anlayamadigimiz ogrencime istiyorum.
Hugo'lar Besledi:
Bir alkis da lisede edebiyat kitabindan bir metni tum sinifa sesli olarak okurken V. Hugo'ya "Besinci Hugo" diyen arkadasimiza gelsin.
Ne Zaman?
Kardesim karne almisti; fakat bircok zayif notu vardi. Annem, babamla beni kenara cekip uyarilari siraliyordu: "Sakin cocugun moralini bozmayin, sakin kotu bir sey soylemeyin" uyarilar ozellikle babama yonelikti: "Hele de sen, sakin cocugun gururunu kirma". Babam daha fazla dayanamadi ve sordu:
"Karne icin ne zaman ozur dileyecegiz ?"
Havale:
Bankada gisenin onunde islemimin yapilmasini bekliyorum. Yanimdaki gisede islem yaptiran yasli teyzeye, islemini yapan kadin soruyor: "Parayi kim alacak teyze? Alicisina ne yazalim?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranin hayrini gorme insallah yazalim" evladim.
Lamba:
Dun gece evime giderken yolun tenhaligindan olsa gerek kirmizi isikta gectim. Ardindan yurdum polisine alkisi hak ettiricek anons:
"Bacim o gectigin gece lambasi degildi; cek saga "
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
Hayır, der doktor.
Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
Sadece bize sunulanlar dışında, çözüm bulmaktır akıl.
AKIL
Gümüşler Web Sitesi , Copyright 2005-2010
Türk erkeği ne çeker ?