
Prof. Dr. Bingür Sönmez'in yumurtayı yasakladığı hastalarından özür dilemesi meslektaşlarının tepkisini çekti: "Bu ifadeler yanlış anlaşılabilir, her bünyede aynı tepkiyi vermez ve fazla tüketilmesi sakıncalı sonuçlar doğurabilir."
Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez 'Bilinen Yumurtanın Bilinmeyen Yönleri' sempozyumunda yaptığı konuşmada hastalarından özür dileyerek "Yıllarca hastalara 'pastanın üzerine sürülen yumurta bile zararlı sakın yemeyin' dedik. İnsanlara 'yumurta yemeyin' derken nelerden mahrum ettiğimizi düşünürsek bu özür çok önemli. Yumurta ile ilgili yapılan çalışmaların sonucunda yumurta yemenin insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artış meydana getirmediği gibi, iyi huylu kolesterolde düşmeye neden olduğunun anlaşıldığını" söyledi. Aynı sempozyumda konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de bugüne kadar yapılan haksızlıklardan dolayı yumurtadan özür dilenmesinin güzel bir şey olduğunu ifade ederek, "Özür dilememiz gereken birçok gıda maddesi daha var. Mesela ben tereyağından da kırmızı etten de özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Doç. Dr. Sinan Dağdelen (Acıbadem Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı)
KOLESTEROLÜ YÜKSELTMEZ DEMEK YANLIŞ ANLAŞILABİLİR
Bir yumurta ortalama 75 kilo kalorilik enerji içerir. Ortalama 5 gram kadar saf yağ içerir. Bunun yaklaşık üçte birlik kısmı doymuş yağlardır. Bir yumurtada kolesterol oranı 213 miligramdır. Bu değerler yumurtanın sarı kısmında vardır. Beyaz kısmındaki yağ oranı sıfırdır. Dolayısıyla sarı kısım bizim için daha önemli. Biz yumurtayı vücudumuza aldığımız zaman hazır bir kolesterol alıyoruz. Biz vücuda kolesterolü iki şekilde alıyoruz. Ya hazır kolesterol olarak direkt alırız ya da başka besinlerle birlikte alırız. Karaciğerimiz onu genetik yapısı nedeniyle kolesterole çevirir ama hazır kolestorel almak bizim için daha risklidir.
Elbette vücudun kolesterole de ihtiyacı vardır. Bir yumurtanın içerisinde hemen hemen vücudun ihtiyacı olan bütün mineraller, vitaminler, proteinler vardır. Çok da yararlıdır. Fakat kalp hastalarının, şeker hastalarının kolesterolü yüksek kişilerin, hipertansiyonu olanların yumurta yerken ölçülü yemeleri gerekir. Bu faydalardan da istifade etmeleri gerekir. Yumurta kolesterolü yükseltmez demek çok yanlış anlaşılabilir. Bunu duyan insan kalkıp günde 10 tane yumurtada yiyebilir. Yumurta kolesterolü pekâlâ yükseltir. Fakat içerdiği minareller, protein ve vitaminlerden yararlanmak gerekir. Çocukların her gün bir tane yumurta yemesi gerekir. Saydığımız hastalıkları olan erişkinlerin yumurta yerken dikkatli olmaları ve ölçüyü kaçırmamaları gerekir. O kişinin kalp, kolesterol, şeker durumuna göre değişmek kaydıyla haftada ortalama 2 tane yumurta rahatlıkla yiyebilirler.
YENİ HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARILIYOR
Et güçlü protein kaynağıdır ve belli bir miktarda yenilmesi gerekir. Vücudun esansiyel aminoasitlere ihtiyacı var. Tereyağının vücut da elzem olduğu hiçbir nokta yoktur. Fakat etin vücutta elzem olduğu çok önemli yapı taşları vardır. Kesinlikle alınması gerekir. Fakat bunun da sınırını aşmamak gerekir. Bir kırmızı etin, sığır etinin ortalama yüzde 20'sinin saf yağ olduğunu unutmamalıyız. Bir kuzu etinin yüzde 20-22'sinin yağ olduğunu unutmamalıyız. Günde bir kilo et yiyen insanlar var. Et masum dediğiniz zaman kalp hastaları, şeker hastaları, yüksek kolesterol hastalarına bunun önünü tamamen açtığınız zaman, bu insanlar bunu sınırsız gibi zannedip ölçüyü tamamen kaçırabilirler. Biz de bu sefer birkaç kat daha fazla ilaç vermek zorunda kalırız. Bu ölçülü söylenmesi gereken bir laftır. Her gün kebap yiyen insanlar var. Bunu böyle yanlış vermemek lazım. O zaman ?kebap serbest istediğiniz kadar yiyin' demek yeni hastalıklara davetiye çıkarmaktır.
GENELLEMELER SAKINCALI SONUÇLAR DOĞURABİLİR
Başka besin isimleri de verilebilir ama bunlar suiistimal edilebilir, suistimal ediliyor da. Mesela sarımsağı ilaçmış gibi her gün yemek isteyenler var. Fındığı ilaçmış gibi neredeyse insanlar ecza dolabına fındık koyacaklar. Fındığın, sarımsağın çok önemli faydaları var fakat ilaç gibi görmemek gerekir. Bu besinlerin hepsinden istifade etmek, belli ölçülerde almak gerekir. Vücut sağlığını, dengesini bozacak, örneğin kan sulandırıcı ilaç alan insanlar sürekli sarımsak alırsa kanamalara neden olabilir. Doktorlar kullandıkları ilaçlara göre, hastanın hastalıklarına göre kullanacakları besinleri beraber planlamalılar. Bunlar genel olmamalı, genellemeler sakıncalı sonuçlar doğurabilir. İnsanlar bu ifadeleri çok yanlış anlayabilir. Mesela ben haberi okudum. Habere bazı insanlar yorum yazmış neredeyse hava, su gibi anlayanlar var.
Doç. Dr. Azmi Özler (Siyami Ersek Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefi)
YUMURTA DENGELİ YENMELİ
Yumurta kolesterol konusunda çok masum değil. Özellikle sarısı kolesterol içeriyor. Ama eskiden beri tartışılan, içinde canlı yetiştirilen bir şeyin nasıl zararlı olabileceği konusu. Canlı yetişiyor, bir yumurtadan civciv çıkıyor. Bu insana nasıl zararlı oluyor gibi tartışmalar var. Ben hiçbir zaman ?kesinlikle yumurta yemeyeceksiniz' diye bir söylemde bulunmadım. Ama oturup da her gün yağda yumurta yemelerini, özellikle ameliyat yaptığım hastalarıma önermedim. Hafta sonlarında haşlanmış ya da rafadan yumurta yiyebileceklerini önerdim. Haftada bir ya da iki tane yumurta yemelerinde bir sakınca yok. Çocukların anne ve babalarında risk faktörleri, kolesterol yükseklikleri varsa çocuk, hekimleri tarafından erken dönemde diyete alınıyor. Ama normal gelişimini tamamlayacak çocuğa yumurta öneriyorlar. Yetişkinler için her gün yiyecek diye bir kural koymak hatalıdır. Zaten yetişkinler proteinini almıştır. Yumurtayı yine de yağda değil de haşlama ya da rafadan şeklinde yemelerini öneriyorum. Zararlı bir besin değil ama yine de dengeli yenmesi gerekli.
AÇIKLAMALAR BANA ABARTI GELİYOR
Yumurtacıların toplantısına katılırsanız yumurta konusunda konuşacaksınız. Eğer et üreticileri toplantısına katılacaksanız et için konuşacaksanız. Bunları tek tek değil ?hastalık karşısında, hasta karşısında nasıl hareket edelim' şeklinde konuştuğunuz zaman olayın çok farklı olduğunu göreceksiniz. O zaman insanların kolesterolünü düşürmek için ?ilaç vermeyelim'e geleceksiniz. O yüzden ?herkes 3-4 tane yumurta yesin, yumurta tamamen zararsızdır' demek bana abartılı geliyor.
Doç Dr. Meral Kayıkçıoğlu (Ege Üniversitesi Kardiyoloji A.B.D Öğretim Üyesi)
STANDART HERKESE AYNI MİKTAR ÖNEREMEZSİNİZ
Ne kadar yumurta yeneceğini kimse söyleyemez çünkü bilinmiyor. Yani haftada 3-4 yumurta yemekle kolesterol sorunu yaşanmaz diyemeyiz. Kolesterol dediğimiz şeyi hem vücut yapıyor hem de gıdalardan alıyorsunuz. Bunu standardize edip aynı miktarda insanlara öneremezsiniz. Fakat şu bir gerçek; yıllardır kolesterol tamamıyla yasaklandı. Ama bunu gerçekten gösteren bir çalışma yok, böyle bir çalışma yapılması da mümkün değil. Kılavuzlarda daha önce yumurta tamamen yasaklanıyordu. Bunlar teknik bir çalışma değil. Normalde bir yumurta sarısında bir kişinin günlük ihtiyacı olan kolesterol var. Eğer siz de kan kolesterolü yüksekliği yoksa kalp krizi geçirmediyseniz rahatlıkla yumurta yiyebilirsiniz. Eğer kişinin kolesterol problemi varsa durumuna göre belirlenmeli. Hiçbir hasta, hiçbir insan birbirine eşit değildir.
YUMURTA KISITLANACAĞINA...
Yumurta artık eskisi kadar korkulan bir gıda olmaktan çıktı. Yumurta konuşulacağına diğer zararlı şeylere dikkat çekilmeli. Sanayideki yağlar çok daha tehlikeli, kızartmalarda kullanılan yağlar çok daha zararlı. Yumurtanın içerisinde bir sürü esansiyel protein de var. Bunlar özellikle gelişme çağında çok önemli. Yumurtanın yerine yağların kısıtlanması çok daha önemli. Sanayide kullanılan yağların, hazır gıdada kullanılan yağların birçoğu böyle.
BİR GIDA ÜZERİNDE DURMAK YERİNE...
Tıp eşliğinde konuşmamız gerekiyor. Yumurtadaki kolesterol miktarını ölçtüğümüz zaman bir yumurta sarısından alınan kolesterol günlük kolesterol ihtiyacına denk geliyor. Et, tereyağ gibi besinler hayvansal proteinler içerdikleri için yaşam için faydalı bir takım maddeler de içeriyor. O yüzden sadece bir gıda üzerinde durmak yerine önemli olan sağlıklı beslenmedir sadece yumurta problem değil. Bir de insanlara verilen çok yanlış mesajlar var. Mesela greyfurt suyu çok faydalıdır diyorsunuz insanlar 4-5 litre greyfurt suyu içiyor ondan sonra da sağlık sorunları yaşıyor....
Yumurta için özür yanlış anlaşılabilir
Rapidshare kullanıcı bilgilerini paylaşıyor!
Stalin'in Tavuğu
Telif hakkı ve kullanıcı bilgilerinin gizliliği arasında sıkışan Rapidshare artık tarafını seçti...
Ünlü çevrimiçi dosya paylaşım servisi Rapidshare, Almanya'da telif haklarını çiğnedikleri belirlenen kullanıcılarının bilgilerini büyük yapımcı şirketlere verdi. Haklarında yasal işlem başlatılacak kullanıcılardan birinin evine de polis baskın yaptı.
Çoğu yeni albümde olduğu gibi Metallica'nın yeni albümü "Death Magnetic" albümü de piyasaya çıkmadan bir gün önce Rapidshare'e yüklendi. Ama bu kullanıcılardan birinin evine polis geçtiğimiz haftalarda baskın düzenledi. Peki, kullanıcıların paylaşımda IP adreslerini vermedikleri ve paylaşımı doğrudan kendileri yapmadıkları Rapidshare paylaşım sisteminde bu nasıl gerçekleşti?
İlk önce telif haklı materyali yükleyenin kimliğinin nasıl bulunduğu açıklanmamıştı. Ama geçen günlerde ortaya çıkan bir haberde, kullanıcının alman telif hakkı yasalarındaki bir maddenin tekrar yorumlanması sonucu Rapidshare'den elde edildiği açıklandı.
Aslında bu madde daha önce de doğrudan paylaşım yapılan ağlarda kullanıcı bilgilerinin edinilmesi için kullanılmıştı. Madde, yapımcı şirketlere hâkimlerden izin alarak internet servis sağlayıcılarına IP adreslerinin sahiplerini sorma hakkı tanıyordu. Şimdi ise aynı madde tekrar yorumlanarak Almanya'daki Rapidshare gibi dosya paylaşım hizmeti veren çevrimiçi şirketlerde uygulanıyor.
Bu yeni yorum, yapımcı şirketlere çevrimiçi hizmet veren birçok dosya paylaşım servisine ve hatta BitTorrent sitelerine aynı soruyu sormalarına olanak tanıyabilir. Artık Almanya'da bulunan bir siteye bir torrent dosyası yükleyen herkes bu tehdit altında. Her ne kadar torrent dosyasını yükleyenin asıl telif haklı materyali doğrudan dağıttığı kanıtlanamayacak olsa da bu telif haklarına saldırıya yardım olarak görülebilir.
Bu gidişle Almanya yapımcı şirketlerin yeni cenneti haline gelecek. (CHIP)
Tipik türk kızı 1.95 (kim ola ki) boyunda , manken fiziğinde yakışıklı , kariyeri ve iyi bir eğitimi olan zengin genç erkeklerle evlenmek istediğini söyler. Fakat sonunda Şifo Mehmet boyunda , tipsiz , eğitimsiz , beş kuruşsuz tiplerle evlenirler. İşin ilginç yanı, mutlu olduklarını söylerler.
Öykü böyle başlar. Aradan geçen birkaç yıl sonra bir çocuk olur ( çoğunlukla birden fazla ) ve geçim derdi başlar.
Ondan sonra ya kaçarlar ya da zavallı Şifo'ya boşanma davası açarlar. Her yıl evlenme sayısından fazla boşanma davası açıldığını unutmayın. Hele ki ekonomik krizin Türk milletini sarstığı şu dönemlerde boşanmaların bir numaralı sebebi geçim sıkıntısıdır. Aşağıdaki yazılarda bu durumu hazırlayan sebeplerden bazıları yer almaktadır.
Türk kızları...
Mesela Türk kızının gelecek kaygısı taşımaması , niteliksiz ve parasız olması gibi.
Tipik Türk kızı kendini kaf dağının ardında görür. Hepsi kendini Cindy Crawford sanar ve bu havayla sokaklarda dolaşırlar. Her erkeğin onun için deli olduğuna ve ne derse yaptıracağına inanırlar. Onları bu ruh haline sokanlar da zavallı amele Türk erkeğidir. Halbuki biraz ağırdan alsalar olayı düzenli bir seks hayatına kavuşabilirler. Çünkü bir kıza onu önemsemediğini hissettirirseniz bu her zaman lehinize işler. Ama acele etmemeniz gerekmektedir. Acele ederek her şeyi mahvedebilirsiniz. Eninde sonunda açık verecektir.
Kim keşfedebilir?
Tipik Türk kızı maalesef aptaldır. Genel kültür düzeyleri sadece pop şarkıcılarının isimleri ve şarkı sözleriyle kısıtlıdır. Ne politika, ne spor , ne bilim hakkında birkaç cümle bir şey söyleyebilirler. Söyleyemezler çünkü kapasiteleri buna yetmez. Bunun için çaba da harcamazlar zaten. Buna mukabil Türk erkeğini aptal olmakla ve kadınları seks aracı olarak görmekle suçlarlar. Onlara göre erkekler kadınların beynini keşfetmeli. Sorarım, ne var da neyi keşfedecek erkekler. Cristof Colomb olsa keşfedemez iddia ediyorum.
Genel kültürü zehir gibi olan istisna kızlar vardır. Fakat bunlar da ya çirkindir , ya ruh hastasıdır, kendi içinde sorunlarını aşamamış sürekli dışarıyı suçlayan tiplerdir. Ya da büyük ihtimalle çirkindirler. Aslında dünyada da durum buna benzerdir. Ama hiç bir yerde bu kadar belirgin değildir heralde. Ben şu ana kadar Einstein ayarında bir kadın duymadım hiç. Hele ki çevremde " Şu kadın ne akıllı ama " türünden bir şey duyduğumu hatırlamıyorum.
Var mı örneği?
Duyduklarım genelde "Şu kadın ne kadar güzel" , "Şu kadın ne kadar uyanık " türünden nitelik içermeyen şeylerdi. Tipik Türk kızları birbirlerini de çekemezler. Yani en dandik Türk erkeği bile yanında konuşabileceği bir erkek arkadaşını bulsa onun için kötü düşünmez. Ama Türk kızı yüzüne güler içinden fesatlıklar hisseder kız arkadaşları için.
"Ben ondan daha güzelim, umarım kendini bişey sanmıyodur." düşüncesi onu yer bitirir. Maalesef bu olan biten güzellikleri dışardan fark etmek zordur. Uzun uğraşlar ve casusluklar sonucu bunu da öğredik.
Tipik Türk kızının gelecek kaygısı yoktur. Belli bir yaşa gelene kadar aileden gelen parayı yer. Yok dershaneydi, yok kuafördü. Evlendikten sonrada "nasıl olsa kocam bana bakar" diye düşünür ve meslek sahibi olmak için hiçbir kaygı duymaz. Ayrıca paraları da yoktur. Hayat boyu hiç para biriktirmezler. Sadece kısa vadede alacakları şeyler için para biriktirirler.
Çeyiz
Evlendiklerinde getirecekleri tek şey çeyiz adı verilen şeylerdir. Bir de -düğün yaparsanız- takılan takılardan ve paralardan iyi hasılat toplanabilir. Tipik türk kızı niteliksizdir. Hiçbir özelliği yoktur. Ne adam gibi bir işten anlarlar, ne anlamak için çaba gösterirler. Çoğuna sekreter veya muhasebeci olmak yeter.
Şu ana kadar hiçbir bilgisayar programcısı kadın veya elektrik prizini söküp takabilecek bir kadın-kız görmedim. Açıkçası çoğu doğru dürüst yemek bile yapamaz. Mantı yapmayı bilen kaç tane kız var acaba.
Dünyanın ve Türkiye 'nin en büyük ahçılarıda erkektir zaten. Tesadüfe bakınız !! Türk kızı espriden anlamaz. Ne gülmeyi bilir ne güldürmeyi. Gider en dandik şeylere kahkahayı basar. ( Yolda giden adamın düşmesi ) İnce bir espri yapıldığı zaman hiçbir şey anlamaz. Belden aşağı bir espri yaptığın zaman nerdeyse tecavüz etmişsin gibi tepki verir.
Gelelim güldürme olayına. İşte ondan hiç mi hiç anlamazlar. Bu yaşıma geldim hala beni adam gibi güldüren ( ince espri ile ) bir kız çıkmadı. İnsan yarım saat Cem Yılmaz izlese bişeyler kapar yahu. Tipik Türk kızı seksten hep kaçar. Oysa ki bu konu hakkında her şeyi bilir. Kendi kız arkadaşları arasında adetten tutun erkeklerin bile bilmediği birçok şeyi konuşurlar. Buna rağmen duygularını ve güdülerini hep bastırır.
Bilgisayar ve Türk kızı
Tipik Türk kızı bilgisayardan anlamaz. Tek kullanabildiği şey chat veya muhasebe programlarıdır. ICQ ve bilumum chat programlarında Türk kızının halini hiç sormayın. Görende Bill Gates 'le söyleşi yapıyorsunuz sanır. Çoğu da konuşmaz zaten.
Aklı sıra böyle yapınca ulaşılmaz olduğunu düşünür. Oysa ki icq'daki " Sadece listemden mesaj al " özelliğinden haberleri yoktur. Olmasına imkan yoktur çünkü bu program onlara epey ağır gelmektedir.
Tipik Türk kızı bilimkurgu, karate ve polisiye filmlerini sevmez. Aşk filmlerine ise bayılır. Titanic gibi filmlerde hüngür hüngür ağlarlar ne hikmetse.. Bunun bir felaket filmi olduğu kısmı ise hiç hatırlanmaz. Çünkü kızın aklı başka yerde..
- Titanik ' e gitmişmiydin kız?
- Ayy evet kızz. Çok hüzünlendik.. Hüngür hüngür ağladım inanır mısın..
Bu konuşmaları en az 6-7 kızdan duydum inanın. Tipik Türk kızı futboldan anlamaz. "10 kişi bi topun peşinden koşuyor, ayy ne aptalca " diyecek kadar aptaldır. Doğru dürüst hiçbir spor dalının kurallarını bilmez , spor müsabakası izlemez.
Onlar için sporun anlamı
Onlar için spor sadece yağ bağlayınca zayıflamak için bisiklet ve bodyflex 'tir. Onu da mahvederler zaten. Yanlış çalışma , aşırı yüklenme ve ağırlıktan dolayı güzelim bisiklet 2 haftada hurdalık hale gelir. Ve bunun sonunda bir arpa tanesi kadar zayıflamazlar. Birçok kadın evlendikten sonra şişmeye başlar. Vücut biçimi bozulur.
Sonrada duba gibi olurlar ve "Neden erken ölüyoruz yahu , Avrupa'da adamlar 80-90 yaşına kadar ortalama yaşıyor derler." O kadar kilo ile heralde çabuk gidersin. Sağlıklı beslenmek denen şey Türk kız ve kadınlarında maalesef yoktur.
Stalin çalisma odasina yakin dostlarini toplamis sohbet ediyordu.Votka siselerinin biri gidip, digeri geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmisti.
Stalin kan çanagina dönmüs gözlerini etrafinda dalkavukluk yarisina girmis adamlarina çevirerek sordu:
- Saçini ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside agartmis dostlarim...
Söyleyin bakalim halkin yönetime bas egmesi, kayitsiz sartsiz itaat etmesi için yöneticiler ne yapmali, nasil davranmalidir?
Her dumanli kafadan bir ses çikti..Kimisi adaletten, haktan söz etti..Kimisi demokrasiden....
Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten...
Kitlesel cinayetlerin deha çapindaki katili Stalin, begenmedi adamlarinin izahatlarini...Bir kadeh daha votka çekerek söyle dedi:
- Yönetimi eline geçiren hükümdarin Tanridan pek farki yoktur! Halkin karsinizda basegip durmasi için ne yapmaniz gerektigini durun da su beyinsiz kafalariniza çivi gibi çakayim...Hemen hizmetçileri çagirip emretti.
- Çabuk bana bir tavuk getirin...
Aceleyle bir tavuk kapip getirdi adamlari...Stalin, kafalari iyice dumanlanmis adamlarinin gözleri önünde basladi canli canli tüylerini yolmaya tavugun,...Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavugu odanin ortasina saliverdi,lider...
- Simdi izleyin bakalim nereye gidecek bu saskin tavuk...
Zavalli tavuk bu azaptan kaçip kurtulayim diye aralik kapidan disari canini atayim diyor, soguktan tir tir titriyor...Masalarin altina giriyor, köseli masa ayaklari canini yakiyor...Duvar diplerine kosuyor teleksiz, tüysüz kanatlari yara bere içinde kaliyor...Sömineye yaklasiyor tüysüz derisikavruluyor...Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacaklari arasina saklanip, siginiyor...O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çikarip önüne tane tane ativeriyor yolunmus tavugun...Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse pesinden kosuveriyor..Agizlari bir karis açik kalan dostlarina bakip, pos biyiklarinin atindan gulerek söyle diyor Stalin:
- Gördünüz mü, Halk dediginiz topluluk bu tavuk gibidir.Tüylerini yolup al ve serbest birak... O zaman yönetmek kolay olur...
Stalin'in sofra dostlari hayretler içinde kalip " Vay anasini birader...Adamdaki akila bak..." diye baslarini salladilar...
Bu gerçekten olmus mu, yoksa uydurulmus bir öykü mü bilmem. Ancak "Stalin'in Tavugu" diye bir tabir var...Bu tabire uyan nice halk, nice yönetici vardır hayatta...
Tecavüzcü Coşkun - Nuri Alçoya Karşı (Gelişmiş Versiyon)
Pazar gazetelerinin ilaveleri ve kadın dergilerinin bitip tükenmek bilmeyen sorularından biri olan "kadınları yatakta nasıl çıldırtırsınız?" aslında çok basit çözümlere sahiptir. Kadınlarla olan deneyimlerim sonucunda onları yatakta çıldırtmanın yollarını aşağıda sıraladım. Bu metotların her biri gerçek yaşamda birebir denenmiş ve kesin başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Siz de deneyin...
- Yatağa çorapla girin. Bu her kadını çıldırtır. "çıkar şu çorabını" yada "sen iğrençsin, o şiirleri senin yazdığına inanamıyorum" gibisinden tepkiler alırsınız. Hele çorap az buz kokuyorsa çıldırma katsayısı tavan yapar.
- İşgalci olun. Yatağın büyük kısmını siz işgal edin ve kadına çok az yer bırakın. Bu da kadını çıldırtır. "Ya biraz öteye gitsene be adam, koca yatağı kaplıyorsun" gibisinden tepkiler müşahede edilmiştir.
- Horlayın. Kadın hemen çıldırır. Önce "tatlım horlama" gibi nazik ikazlarla uyandırılırsınız. Sonra bu uyarılar kadının çıldırma seviyesine göre "yeter be adam ağaç kessem bu kadar gürültü çıkmaz"
gibisinden nahoş tepkilere kadar çıkar. Bu tür incitici sözler ve ithamlar "duyarlı ve ince" bir şairi nasıl yaralar bir bilseniz...
- Yorgan çalın. Yorganın büyük bir kısmı üzerinize gelecek şekilde yorganı çekin ve kadına kalan yorganın çok az olmasını sağlayın. Böylece üstü açık kalan kadın çıldıracaktır. Denenmiş ve başarılı sonuç alınmıştır.
- Geceleyin kadını uyandıracak şekilde tuvalete yada mutfağa gidin. Bu gidişler esnasında "bi tanem su getireyim mi?" diye sorarak onu uyandırın. Uykusu bölünen kadın, ikinci bilemediniz dördüncü uyanışında çıldıracaktır ve "yat zıbar be adam, ne olur azıcık uyuyayım" diyecektir. Etkili bir metottur fakat çok sık kullanmayın çünkü uykusu bölünen bir kadının elinin ne kadar ağır olduğunu asla tahmin edemezsiniz.
- Birlikte yemek yerken yere düşen bir lokmayı onun şaşkın bakışları arasında alıp üstünü hafif silip ağzınıza atın. Bu istisnasız tüm kadınları çıldırtır.
Başka yüzlerce metot var, örneğin beyaz çorap giymek gibi. Ama sadece yukarıda sıraladıklarımı kullanarak benim gibi "kadınları yatakta çıldırtan" bir erkek olmanız içten bile değildir.
Kadınları Çıldırtmak
* Coşkun açtır, Nuri abi tok.
* Coşkun kot giyer, Nuri abi beyaz takım elbise.
* Coşkun kaba kuvvet kullanır, Nuri uyku ilacı.
* Coşkun sevgi barındırmaz, kin kusar, Nuri abi sever belli etmez.
* Coşkun bira içer, Nuri abi viski.
* Coşkun uyuşturucuyu kullanır ve satar, Nuri abi kullanmaz, sattırır.
* Coşkun arkadaşları ile gezer, Nuri abi tek takılır.
* Coşkun traş olmaz, Nuri abi sinek kaydıdır.
* Coşkun Cadillac, Ponciac gibi geniş arabalar kullanır, Nuri abi Mercedes'e biner.
* Coşkun mekan dinlemez, Nuri abi mutlaka yatak odası kullanır.
* Coşkun hedefe her durumda saldırır, Nuri abi hedefi baygınlaştırır.
* Coşkun görevini yaparken kin kusar kuvvet kullanır, Nuri abi dokunuşlarla işini tamamlar.
* Coşkun polis tarafından ilk yakalanır, Nuri abi son.
* Coşkun serseridir, Nuri abi organizasyon ve teknoloji insanıdır.
* Coşkun tecavüz eder ama ispatlayamaz, Nuri abi mutlaka kaset kaydı yapar.
* Coşkun para ve uyuşturucu için babasını satar, Nuri abi onurludur.
* Coşkun emir alır, Nuri abi emir verir.
* Coşkun, vasıfsız bir sokak sapığı olarak güdülerinin esiridir...
Nuri Alço ise kötülüğü simgeleştiren bir anlayışın ipek bornozundan saten çarşaflı yuvarlak yatağına kadar tüm teşkilatı tamam gürbüz ve yiğit figürdür
* Tecavüzcü Coşkun, direk saldırarak sadece şaşkınlık ve korkuya yol açar...
Nuri Alço ise tarzında, daha ağır biçimde hayal kırıklıkları barındırır ve bunlardan beslenir.
* Tecavüzcü Coşkun, esrar ile uyuşur ve genellikle sadece kullanıcıdır...
Nuri Alço'nun ilgilendiği uyuşturucu kokaindir hem de satıcıdır.
* Tecavüzcü Coşkun, kaybetmişliği simgeler ve bu yüzden korkacak bir şeyi yoktur...
Nuri Alço ise 'şeylerin! sahibidir ve bunları kaybedecek gibi olunca aklı çıkar, çok korkar!...
* Tecavüzcü Coşkun, bastırılmış cinselliğin hıncını hayvanlaşarak almaya kararlıdır ve 'bayan kıstırma' durumlarındaki biçimsiz kahkahasıyla kendini ele verir...
Nuri Alço, sahte evlilik vaadiyle, sadece kadına sahip olmakla yetinmeyip o kadını satarak, kurye yaparak, sermaye yaparak vs. yıllar yılı kullanmaya niyetli haliyle, tatminsiz ve şeytanidir, en fazla sinsi model sırıtır. Tam bir çakaldır.
* Tecavüzcü Coşkun, bir toplum kurbanı simgesidir, tedavisi mümkün olabilir...
Toplum ise Nuri Alço'nun kurbanıdır, tedavi mümkün değildir!..
* Coşkun sapıktır; hemen tecavüz eder, Alço ise güzel laflarla kandıran ağırbaşlı bir tecavüzcüdür.
* Alço kentsoylu, patron tecavüzcüdür; Coşkun ise proleter.
* Alço İtalya'dan giyinir; Coşkun jean giyer.
* Coşkun tecavüzden sonra yarı çıplak kaçar. Alço ise olay mahallini terk etmez; şarap ve puro içer.
* Coşkun beş parasızdır, işini ayakta halleder. Alço zengindir; genelde yatak kullanır.
* Alço işi tek başına yapar. Coşkun ise genellikle yalnız değildir. Mutlaka arkadaşları da sebeplenir.
Gümüşler Web Sitesi , Copyright 2005-2009
Türk Kızları